CES 2026: Yapay Zeka (AI) Ekranlardan Çıkıp Dünyaya İndi

Makaleler
10 Ocak 2026

Ocak ayı teknoloji ekosistemi için bir tür “yılın yön tayini” gibi çalışıyor. CES de bu yüzden yalnızca bir tüketici elektroniği fuarı değil; önümüzdeki 12–24 ayın hangi problemlere odaklanacağını, hangi ürün kategorilerinin olgunlaşacağını ve hangi teknolojilerin artık “demo” olmaktan çıkıp ticari gerçekliğe dönüşebileceğini gösteren bir sinyal alanı.




Ocak ayı teknoloji ekosistemi için bir tür “yılın yön tayini” gibi çalışıyor. CES de bu yüzden yalnızca bir tüketici elektroniği fuarı değil; önümüzdeki 12–24 ayın hangi problemlere odaklanacağını, hangi ürün kategorilerinin olgunlaşacağını ve hangi teknolojilerin artık “demo” olmaktan çıkıp ticari gerçekliğe dönüşebileceğini gösteren bir sinyal alanı.

CES 2026 (6–9 Ocak, Las Vegas) bu yıl bende tek bir ana iz bıraktı: AI artık ekranların içinde değil, fiziksel dünyada; yani algılayan, karar veren ve aksiyon alan sistemlerin (physical / embodied AI) içine yerleşiyor.

Bu geçişin arkasında yalnızca “daha iyi modeller” değil; edge’de çalışabilen daha verimli donanımlar, sensör maliyetlerinin düşmesi, bağlantı ve cihaz yönetimi altyapısının olgunlaşması ve kurumsal müşterilerin “pilot yapalım” eşiğine yaklaşması var. CES’in ölçeği de bunu görünür kılıyor: 4.500+ katılımcı, 140K+ ziyaretçi, 1.400’e yakın startup’ı barındıran Eureka Park gibi metrikler, fuarı bir ürün vitrininden çok, küresel inovasyonun yoğunlaştığı bir dağıtım (distribution) platformuna dönüştürüyor.

Bu yılın büyük çerçevesini bence en iyi NVIDIA CEO’su Jensen Huang’ın CES sahnesindeki iki kısa ama çok güçlü cümlesi anlatıyor. Huang, “Her 10–15 yılda bir bilgisayar endüstrisi resetlenir; yeni bir platform dönüşümü yaşanır,” diyerek aslında yaşadığımız şeyin bir “özellik ekleme” değil, platform katında bir değişim olduğunu vurguladı. Ardından gelen “Artık yazılımı programlamıyorsunuz, yazılımı eğitiyorsunuz,” cümlesi ise AI’nin ürün geliştirme mantığını nasıl yeniden yazdığını özetliyor.

Bu iki düşünceyi CES 2026’nın sahasına yaydığımızda ortaya çıkan tablo şu: AI’nin değeri, bir uygulamanın içinde “akıllı bir buton” olmaktan çıkarak, ürünün işletim sistemine dönüşmesi; yani sistemin çevreyi algılaması, bağlamı anlamlandırması ve güvenli bir biçimde aksiyon alması.

Bu dönüşümün yatırım perspektifinde en kritik yansıması, “fiziksel AI”nın değer zincirini uzatması. Artık yalnızca model katmanı değil; compute, bağlantı, cihaz yönetimi, güvenlik, enerji tüketimi ve sahada bakım (servis) gibi katmanlar da birlikte büyüyor. NVIDIA’nın CES haftasında duyurduğu platform ve ekosistem mesajları da bu yönde: hem yeni platform duyuruları ve ölçek/güven vurgusu, hem de robotik–otonomi ekosistemine dönük “physical AI models” anlatısı, piyasada “AI’nın bir sonraki büyük kırılımı fiziksel dünyada olacak” algısını güçlendirdi.

Bu çerçevede, CES 2026’da ilgimi çeken girişimlere baktığımda ortak bir özellik görüyorum: En iyi olanlar “en havalı demo”yu yapanlar değil; AI’yı sahada kurulabilir, yönetilebilir ve ölçeklenebilir bir ürüne dönüştürenler. Örneğin Sixfab’in ALPON X5 AI cihazı, edge AI’nın gerçek dünyadaki en büyük sorununa—yani sadece inference değil, bağlantı sürekliliği, uzaktan yönetim (OTA), operasyonel sürdürülebilirlik—yanıt veriyor. Raspberry Pi Compute Module 5 ve DEEPX NPU gibi bileşenler üzerinden on-device analiz hedeflerken, bu tür çözümleri kurumsal kullanım için “paketlenebilir” hâle getiriyor; bu yüzden de CES Innovation Awards’ta Enterprise Tech tarafında “Best of Innovation” ile görünürlük kazanması tesadüf değil. VC gözünden buradaki değer; yalnızca cihaz satmak değil, edge AI dağıtımının en sancılı parçası olan “saha operasyonunu” standardize edebilmek. Bu standardizasyon, kurumsal tarafta satın alma eşiğini ciddi şekilde düşürüyor.

Benzer şekilde dijital sağlık tarafında dikkat çeken girişimler, “ölçüm” çağını aşıp “müdahale”ye doğru ilerliyor. VHEX Lab’in SITh. XRaedo çözümü, XR ortamında terapistin kontrol ettiği bir avatar deneyimi ile yas terapisi gibi zor bir alanda yeni bir etkileşim arayüzü deniyor ve Digital Health Innovation Awards listelerinde yer buluyor. Bu tip çözümlerde yatırım kararı elbette bir demo ile verilmez; klinik doğrulama, etik çerçeve, veri güvenliği, regülasyon uyumu ve terapist iş akışına entegrasyon gibi çok “sert” sorular var. Ama doğru kurulduğunda, ölçeklenebilir hizmet ve erişim (access) açısından anlamlı bir pazar kapısı aralanıyor; bu da VC’nin radarında ayrı bir hat açıyor.

CES 2026’nın bana göre sessiz ama etkili bir başka mesajı, erişilebilirliğin (accessibility) “yan kategori” olmaktan çıkıp ana bir pazar anlatısına dönüşmesi. Naqi Logix’in “neural earbuds” yaklaşımı, erişilebilirlik ve uzun yaşam (longevity) ekseninde “Best of Innovation” olarak öne çıkarılırken, esasen yeni bir input katmanı fikrini büyütüyor: mikro jestler ve biyosinyallerle, ekran/elle etkileşimin olmadığı ortamlarda kontrol. Bu yaklaşımın yatırım tezi, tek başına bir donanım satmaktan çok; platformlaşabilecek bir etkileşim standardı üretmekte yatıyor. Eğer SDK’lar, partner entegrasyonları ve belirli dikeylerde (yaşlı bakım, engelli teknolojileri, saha operasyonları) gerçek kullanım senaryoları yakalanırsa, değer hızla yazılım ve servis katmanına taşınabilir.

Robotik tarafında ise, yıllar önce “sevimli ama gereksiz” diyerek kenara atılan companion robot anlatısının, daha olgun bir teknik zeminle geri geldiğini görüyoruz. Ollobot’un OlloNi gibi ürünleri, basında CES’in dikkat çeken robot örnekleri arasında yer aldı. Bu alanın riskleri yüksek (B2C donanımın zorluğu değişmiyor), fakat bugün fark yaratan şey; cihazların daha iyi bağlam anlayışı geliştirebilmesi, sensör füzyonu ve on-device inference ile daha akıcı bir deneyim sunabilmesi. Yine de yatırım perspektifinde burada gerçek karar metriği hâlâ çok net: “kaç gün sonra sıkılıyor?” sorusunun cevabı, yani retention. Eğer ürün, faydayı sevimlilikten gerçek asistana taşırsa (özellikle yaşlı bakım gibi dikeylerde), iş modeli yeni kapılar açabilir.

CES 2026’nın girişim okumalarında dikkat çekici bir nokta da şu: AI anlatısı artık yalnızca “son kullanıcı ürünü” üzerinden değil, altyapı üzerinden de sahnede. Bu yıl, inference verimliliği ve altyapı katmanında konumlanan oyunculara ilginin devam ettiğini gösteren haber akışları vardı; örneğin Groq gibi şirketler etrafındaki gelişmeler, “compute verimliliğinin” başlı başına bir değer alanı olduğunu hatırlattı. Bu çizgi, bizi kaçınılmaz biçimde enerji ve veri merkezi gerçeğine götürüyor: AI büyüdükçe compute iştahı artıyor, compute arttıkça enerji ve altyapı gündemi büyüyor; bu yüzden 2026’da AI konuşurken aynı zamanda enerji/altyapı verimliliğini konuşmamak neredeyse imkânsız.

Boğaziçi Ventures perspektifinden baktığımda, bu tablo Türkiye ve yakın coğrafya için oldukça “uygulanabilir” fırsatlar sunuyor. Çünkü global pazarda model katmanı giderek daha kalabalıklaşırken, gerçek değer sahaya inen katmanlarda birikiyor: edge-first mimariler, entegrasyon, güvenlik, cihaz yönetimi, regülasyon uyumu ve dikey uzmanlık. Boğaziçi Ventures’ın applied AI odağını güçlendiren fon yaklaşımı da bu gerçeklikle uyumlu bir hatçiziyor. Bu noktada “AI startup” tanımını yeniden düşünmek gerekiyor: 2026 itibarıyla AI startup çoğu zaman “AI + donanım/edge + servis/operasyon + entegrasyon” demek. Dolayısıyla yatırımcıların ve kurucuların birlikte soracağı sorular da biraz değişiyor: Model ne kadar iyi? kadar; ürün saha koşullarında ne kadar dayanıklı, kurulumu ne kadar kolay, bakım maliyeti ne, gizlilik/regülasyon uyumu nasıl ve satış döngüsünde PoC → pilot → sözleşme akışı ne kadar gerçekçi?

CES 2026’dan kendi adıma çıkardığım sonuç, Jensen Huang’ın “reset” çerçevesine geri dönüyor: Reset tuşu basılmış olabilir ama kazananlar “AI’ı anlatabilenler” değil; AI’ı çalıştırabilenler olacak. 2026–2027 döneminde en güçlü fırsatlar, göz alıcı demoların değil; ölçülebilir verim üreten, kurulabilir ve ölçeklenebilir ürünlerin içinde. Bu da VC ekosistemi için aynı anda hem bir fırsat hem de disiplin çağrısı: heyecanı korurken, temel metrikleri (birim ekonomi, dağıtım kanalı, operasyonel sürdürülebilirlik) daha acımasız sormamız gereken bir döneme giriyoruz.


İlgili İçerikler